Yağmurun Altında [lezbiyen hikayem]

O akşam İstanbul’un üstüne ağır bir yağmur çökmüştü. Caddeler ıslak, gökyüzü kurşuniydi. Ben ise evde, pencereden dışarıyı izlerken birden kapı zili çaldı. Açtığımda karşımda Selin duruyordu. Saçları ıslak, montunun yakası yukarı kalkmış, yanakları yağmurdan pembeleşmişti. “Yanına sığınabilir miyim?” diye sordu, sesi biraz kısık. Gülümsedim ve onu içeri aldım.

Mutfakta ona sıcak çay hazırlarken aramızdaki sessizlik bile tatlıydı. Selin’le uzun zamandır arkadaştık ama o gece bir şeylerin değişeceğini ikimiz de hissediyorduk. Çay fincanlarını masaya koyduğumda göz göze geldik. Bakışlarımız birbirine tutundu. Ben önce hareket ettim. Yavaşça ona yaklaştım, elimi yanağına koydum ve dudaklarını öptüm.

Öpücük yumuşak başladı. Dudaklarımız birbirine değdiğinde ikimizin de nefesi kesildi. Dilim onun diline değdiği an Selin hafifçe inledi. Ellerim beline dolandı, onun elleri ise saçlarıma girdi. Yağmur camlara vururken biz mutfakta, ayakta, uzun uzun öpüştük. Montunu çıkardım. Altında ince bir kazak vardı. Kazak ıslak olduğu için vücudunun hatlarını net gösteriyordu. Ellerim kazağın altından girdi, sıcak tenine değdi. Selin titredi.

Yavaşça yatak odasına geçtik. Perdeleri kapatmadım. Yağmurun sesi ve şehrin loş ışığı odaya süzülüyordu. Selin’i yatağın kenarına oturttum ve dizlerimin üstüne çöküp önünde durdum. Kazakını yavaşça yukarı sıyırdım. Siyah dantel sütyeni ortaya çıktı. Sütyenini açtığımda göğüsleri serbest kaldı. Avuçlarımla onları kavradım, meme uçlarını başparmaklarımla okşadım. Sonra birini ağzıma alıp yavaşça emmeye başladım. Dilimle meme ucunu çevirirken diğer eliyle belini tutuyordum. Selin başını geriye attı ve uzun bir nefes verdi.

Onu tamamen soyduktan sonra ben de elbisemi çıkardım. Çıplak bedenlerimiz birbirine değdiğinde tenimizin sıcaklığı birbirine karıştı. Selin’i yatağa yatırdım ve bacaklarının arasına yerleştim. Önce sadece öptüm. İç bacaklarını, kasıklarını, sonra yavaşça amcığının üstünü. Dilim labialarının arasında gezindiğinde Selin’in kalçası hafifçe kalktı. Klitorisini buldum ve yavaş, ritmik hareketlerle yalamaya başladım. Bir elimi göğsüne koydum, diğer elimi ise altına kaydırıp iki parmağımı yavaşça içine soktum.

Selin’in inlemeleri yağmurun sesine karışıyordu. “Orası… evet, orası” diye fısıldıyordu. Parmaklarımı içeri dışarı hareket ettirirken dilimle klitorisini emiyordum. Bir süre sonra bacakları gerildi, nefesi kesildi ve orgazm oldu. Amcığı parmaklarımın etrafında kasılarak sızdı. Ben de o anın tadını çıkarmak için yalamaya bir süre daha devam ettim.

Sonra yer değiştirdik. Selin beni sırtüstü yatırdı ve bacaklarımın arasına gömüldü. Onun dili benden daha sabırlıydı. Yavaş yavaş, her noktayı hissederek yalıyordu. İki parmağını içime sokup yukarı doğru kıvırırken dilini de klitorimde gezdiriyordu. Ben yastığı tutup inliyordum. Orgazm yaklaştığında kalçamı onun yüzüne doğru bastırdım. Boşaldığımda bütün vücudum seğirdi, parmakları onun saçlarına dolandı.

Ama gece bitmemişti. Selin yatağın kenarından küçük bir vibratör çıkardı. Onu açıp yavaşça amcımama yerleştirdi. Titreşim başladığında ikimiz de gülümsedik. Vibratörü içeride tutarken o da üstüme yattı ve göğüslerimizi birbirine sürttü. Öpüşürken titreşim devam ediyordu. Bir süre sonra vibratörü çıkarıp kendi amcığına da sürdü. Sonra bacaklarımızı birbirine dolayarak, ıslaklıklarımızı birbirine değdirerek sürtündük. Tenimiz terlemişti, nefeslerimiz birbirine karışıyordu.

Sabaha karşı tekrar yavaşça seviştik. Bu sefer acele yoktu. Sadece parmaklarımız, dillerimiz ve bedenlerimizin sıcaklığı vardı. Yağmur dinmiş, dışarıda kuş sesleri başlamıştı. Selin başını göğsüme yaslamış, parmaklarıyla karnımı okşuyordu.

“Bu geceyi uzun zamandır bekliyordum,” dedi fısıltıyla.

Ben de saçlarını okşarken gülümsedim. “Ben de.”

O sabah pencereden süzülen ışıkta birbirimizin gözlerine bakarken, bunun sadece bir gece olmadığını ikimiz de biliyorduk. Yağmurun getirdiği o lezbiyen tutku, tenimizde, nefesimizde ve kalbimizde iz bırakmıştı.

Yukarı Çık