O gece yurda döndüğümde koridor bomboştu. Saat neredeyse ikiyi gösteriyordu. Çoğu öğrenci çoktan gitmişti, kalanlar da ya uyuyordu ya da kendi odalarına kapanmıştı. Ben de öyleydim. Kapımı açtım, içeri girdim, kilidi çevirdim. Işığı yakmadım. Sadece masa lambasını kısık bıraktım. Yatağa oturdum, ayakkabılarımı çıkardım. Hâlâ onun kokusu burnumdaydı.
Onu üç aydır tanıyordum. Aynı bölümden, hep arka sıralarda oturan, sessiz ama dikkat çeken biri. Adı Emre’ydi. Birkaç kez grup çalışmasında yan yana gelmiştik. Sonra bir akşam kütüphanede kalmış, notlarımızı paylaşmıştık. O gece ise… her şey farklı ilerledi. Film izliyorduk odasında. Bir ara suskunluk oldu. Göz göze geldik. O eğildi. Ben de. Öpüşme yavaş başladı ama hızla derinleşti. Dudakları sıcaktı, dili dilime değdiğinde içimde bir şeyler kıpırdadı.
Şimdi kendi odamdaydım ama hâlâ o anı yaşıyordum. Ellerimi göğüslerime götürdüm. Sütyenimin üzerinden avuçladım. Uçları çoktan sertleşmişti. Parmaklarımla ezdirdim, hafifçe sıktım. Gözlerimi kapattım. Emre’nin ellerini hatırladım. Nasıl tutmuştu. Nasıl okşamıştı. Atletimi çıkarmış, sütyenimi açmış, göğüslerimi avuçlarının içine almıştı. Başparmaklarıyla uçlarımı ezerken nefesi boynuma değiyordu. “Çok güzelsin,” demişti. Sesi kısık, boğuktu.
Şortumu ve külotumu indirdim. Bacaklarımı açtım. Parmaklarımı yavaşça arasına götürdüm. Islaktım. Çoktan ıslanmıştım. Orta parmağımı içeri soktum. Sıcak, kaygan, dar. Kendi parmağım bile o kadar tanıdık gelmiyordu. Emre’nin parmaklarını hatırladım. Nasıl yavaşça girmişti. Nasıl bükmüştü. O noktayı bulduğunda kalçalarım kendiliğinden yukarı kalkmıştı. “Orası…” diye fısıldamıştım. O gülümsemiş, parmaklarını daha bilinçli hareket ettirmişti.
Dilini hatırladım. Bacaklarımın arasına indiğinde ilk yalayışı… Sıcak, ıslak, ısrarcı. Klitorisimi dilinin ucuyla yoklamış, daireler çizmiş, emmişti. Bacaklarım titremişti. Bir elimi yastığa, diğerini onun saçlarına gömmüştüm. İnlememek için dişlerimi sıkmıştım ama nafile. Sesim boğuk boğuk çıkmıştı. “Daha… lütfen daha,” demiştim.
Şimdi kendi parmaklarımla aynı yeri ovuyordum. Gözlerim kapalı, nefestim hızlanmıştı. Emre’nin bedenini hayal ettim. Üzerime geldiğinde ağırlığını hissetmiştim. Prezervatifi taktığında kalbim hızlanmıştı. Ucuyla girişime sürttüğünde bacaklarım kendiliğinden açılmıştı. “Gir,” demiştim. Sesim titriyordu.
İçeri girdiğinde… o anı unutamıyordum. Yavaş yavaş dolmuştum. Sıcak, sert, dolgun. Tamamen gömülünce durmuştu. Göz göze gelmiştik. “Tamam mı?” diye sormuştu. Başımı sallamıştım. “Devam et.”
Hareket etmeye başladığında içimde her şey kıpırdamıştı. Kısa vuruşlarla başlamış, sonra derinleşmişti. Her girişte biraz daha doluyordum. Elleri kalçalarımı tutmuş, bazen kaldırıp indirmişti. Göğüslerimi emmiş, meme uçlarımı dilinin ucuyla yoklamıştı. Parmakları klitorisime gittiğinde dayanamamıştım. Bacaklarım gerilmiş, içeriye doğru sıkmıştım. Orgazm olurken sesimi yastığa gömmüştüm. Kaslarım ritmik olarak kasılıp gevşemişti. O da aynı anda boşalmıştı. Alnını benim alnıma dayamış, nefes nefese kalmıştık.
Şimdi odamda, parmaklarım hâlâ içimde, o anı tekrar yaşıyordum. Tempo arttırdım. İki parmak, daha hızlı, daha derin. Başparmağımla klitorisimi ovdum. Gözlerim kapalı, Emre’nin sesini, nefesini, teninin kokusunu hatırladım. “Daha sert,” demiştim o gece. O da dinlemişti. Derin, sert vuruşlarla devam etmişti. Her seferinde dibine kadar girmişti. Taşaklarının kalçalarıma çarptığını hissetmiştim. İkinci orgazmım daha şiddetli gelmişti. Bacaklarım titremiş, tırnaklarım sırtına batmıştı.
Şimdi de aynı şekilde titredim. Parmaklarım hızlandı. İçimde bir dalga yükseldi, yükseldi ve patladı. Orgazm olurken boğuk bir inilti çıkardım. Kaslarım parmaklarımı sıktı, ritmik olarak kasılıp gevşedi. Bir süre öyle kaldım. Nefes nefese, terli, titreyen.
Parmaklarımı yavaşça çıkardım. Islaktı. Çok ıslaktı. Yatağa uzandım, gözlerimi açtım. Tavanı seyrettim. Hâlâ onun kokusu burnumdaydı. Hâlâ onun ellerini tenimde hissediyordum.
Ertesi gün koridorda karşılaştık. Göz göze geldik. O gülümsedi. Ben de. Kimse yoktu. “Bu gece…” diye fısıldadı.
“Gel,” dedim. “Kapım açık.”
O gece yine geldi. Bu sefer daha emindik. Daha açtık. Daha uzun sürdü. Üstüne bindim. Kendi temposumu buldum. Kalçalarımı öne arkaya salladım, bazen tamamen indirdim. Göğüslerimi avuçladı, meme uçlarımı ezdirdi. Başım geriye düştü, inlemelerim daha cesur çıktı. İkinci kez orgazm olurken onu da peşimden sürükledim. Birlikte boşaldık.
Sabaha karşı yan yana uzanmıştık. Başım göğsündeydi. Parmakları saçlarımda geziyordu. “Bunu ne sıklıkla yapmak istersin?” diye sormuştu.
“Ne sıklıkla istersen,” demiştim. “Ben buradayım.”
O günden sonra yurt koridorları bizim için farklı bir anlam kazandı. Her tıklatma, her açık kapı, her loş ışık… bir sonraki gecenin habercisi oldu. Ve her gece, bir öncekinden biraz daha detaylı, biraz daha uzun, biraz daha benim oldu.

